

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-20-2012
Saat: 16:33
MJoRaYuLuNMJoRaYuLuN Kişisel Blogu | Buğra Bayrak |
anlamlı sözler asım yıldırım bilgisayar bilgisayar ve iman Cen.Net farkındayım güzel sözler hiç hz. mevlana iman mevlana mjorayulun mjorayulundan sözler sadece hiç sadece seni sevmek saklambaç sevmek söz sözler türk türk olmak ufuk gökçen umudum olurmusun? yaradan'dan ötürü yeşim
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Oca | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 | |||




(5,00)



(5,00)



(5,00)



(5,00)



(5,00)



(5,00)



(5,00)



(3,00)



(2,00)



(1,00)
Yazar: admin
Tarih: 26 Ocak 2011 / 18:50

İnsanları değiştiremediğin gibi
Düşüncelerinide değiştiremezsin
Önyargılar asla silinmez
Onun için boşuna uğraşma
Hiç kimseyi değiştiremezsin hayatta
———————————————————-
“Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer” Ve bilirsin, o nehir asla durmaz.
———————————————————-
İmkansız değildir bir kalabalığın aynı anda, aynı şeyi düşünmesi. Sen aralarından geçmişsen eğer…
———————————————————-
Ne zaman gülmeye çalışsak
Gülmemizi engelleyecek birşey çıkar
Gülecez mi yoksa Üzülcez mi
Buna biz değil, nedense hep başkaları karar veriyor
———————————————————-
Şu dünyada sevgi büyük ihtiyaç
Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç
Herkesle dost ol herkesle arkadaş
Ömrümüz geçiyor bak yavaş yavaş
———————————————————-
Bir an için ümitlendim
Belki benim olursun diye
Yalan aşkı kabullendim
Yalan olsan da gel yine
Bir an için ümitlendim
Belki beni seversin diye
Yalan aşka göğüs gerdim
Rüzgarım ol es yine
———————————————————-
Unutan çoktan unutmuş herşeyi
Sen ne uğraşıyorsunki hatırlatmayı
O isteseydi coktan hatırlardi unuttuklarni
Boşuna uğraşma tekrar hatırlamaz geçmişi
———————————————————-
Artık kime inancağımıda bilmiyorum
En güvendiğime bile güvenemiyorum
Çünkü o güven kırıldı
———————————————————-
Yalan, affedilmesi mümkün olmayan şeylerdendir
Olani eksik söylemekse yalana teşviktir
Ikiside gozumde affedilmesi kolay olan şeyler değildir
———————————————————-
Kimi bekler yedi numara
Kimi sayar on saniye
İki Bin On Bir’e girdik diye sevinirler
Aman ne olacakki
Seneyde İki Bin On İki diye sevincekler
———————————————————-
Her gece gözlerimizi kapatıyoruz
Sabaha kimimiz gözlerini açabilirken
Kimimiz açamıyor
Sanki yeni bir hayat başlıyor
Sanki yeni doğmuş gibi uyanıyosun
Ama ayaga kalktığında herşey geliyor aklına
Ve bunu her gün yaşıyorsun
Sıkılmadan, usanmadan, bezmeden
———————————————————-
Mutlu olmayi denesende
Seni üzücek birşeyler çıkar karşına
Üzülmeyi denediğindeyse
Seni mutlu edicek birşeyler çıkar
Sen bırak mutlu olmayıda, üzülmeyide
Hayat karşına zamanı gelince ikisinide çıkarır zaten
———————————————————-
Sen herşeyden farklıydın
Sadece herşeyden değil
Herkesten farklıydın
Ne oldu sana, ne değişti
Hani farklıydın, neden
Neden benzedin diğerlerine
———————————————————-
Sözler birbirini kovalıyor delicesine
Cümle cümle, satır satır diziliyor
Biri yazıyor, diğerleri okuyor
Kimi beğeniyor, kimi yorumluyor
Ama en önemlisi yazılanların değeri biliniyor
———————————————————-
Yeryüzüne kar taneleri düşerya ince ince
Işığın altına geçer de bakarsınya gökyüzüne
Hani ilk kez görmüs gibi sevinirsinya
İşte o an tüm dertlerin yok oluverir
———————————————————-
Haktan geldik Hakka döneceğiz
Kimimiz belki şimdi
Kimimiz belki bu gece
Kimimiz belki yarın
Sonuçta kaçışımız yok
———————————————————-
Kişiye göre özel muamele yapılıyor
Önemsiz kişiler hep sona atılır
Önemlilerse bulunan ilk vakitte cevaplanır
Bense önemsiz kişilerde yer alıyorum
———————————————————-
Ağlıya ağlıya geçermiş günler
Ama kimsede bilmezmiş
Bilenlerde üzulmezmiş
Herkes kendini düşünürmüş
En yakınını bile unuturmuş
———————————————————-
Hayat; ikinizden, ikisinden, ikimizden ibaret
Onlar ve sen olmazsan
Hayatın onlar ve benim için ne anlamı kalır
Gitmeyin; onların onlara, benim sana ihtiyacım var
———————————————————-
Sen bana ölümden yakın değilsin
Yazar: admin
Tarih: 28 Aralık 2010 / 14:38

Tamamiyle kendi yazdıklarım.. En yeni söz en alttadır..
O kadar şey söyler ya insan,
Hani derdini söyler ya
Artık el duymuştur ya derdini
Ama o hala demez ya
Yar söyle nedir derdin
Söylede derman olayım diye
İşte tek derdim budur dostlar
—————————————————————————
Dertler birikmiş dizi dizi
Merak edip dinleyen yokki derdimizi
Zaten dinleye dinleye düşmüşüz bu hallere
Anlatsakta kime zarar, kime fayda
—————————————————————————
Gözün uzaklardadir her zaman
Ulaşamayacağın yerlerlere bakar durursun derinden
Aslında ulaştığın yerler vardır
Don bir arkana bakta
Senin ulastığın yere ulaşmaya çalışanları gör
—————————————————————————
Hayat bi mumdan ibaret
Kimelerinki henüz yanmamış
Kimelerinki sönmek üzere
Ama bir gerçek varki ortada
O mum sönene kadar seninleyim
—————————————————————————
Sen ne kadar bağlamaya çalışsanda
O dizeler bağlanmyor birbirine
Sen ne kadar söylemeye çalışsanda
Düşündüğün gibi dökülmüyor yazıya
Sen ne kadar yazmaya çalışsanda
Yazamıyorsun arkadaş
Geriye tek bir yol kalıyor o zaman
Sen sus, yüreğin konuşsun arkadaş
—————————————————————————
Duydumki ağliyamıyormuşsun
Tek sorumlusu benmişim
Biliyormusun bende ağlıyamıyorum
Ama sorumlusu sen değil benmişim
—————————————————————————
Sen dert etmezsin ya ufak şeyleri
Hani ufacik deyip unutulur dersinya
Şimdi o ufacik şeyler kocaman olmustur
Ufacik demeyip onlemini alsaydinda
Şimdi kocamanlariyla uğraşmasaydin
—————————————————————————
Kaçmak her zman kolay gelir insana
Karşı koymaksa işine gelmez
Kaçarak başardığını zanneder
Ama hiçbirşey başaramamıştır
Karşı koysaydi eğer
Başarmıştı herşeyi
—————————————————————————
Sen hep susmayı seçtin
Bense konuşmayı
Sen hep gülmeyi seçtin
Bense ağlamayı
Sen hep gitmeyi seçtin
Bense kalmayı
Sen izin istedin
Bense tamam dedim
Şimdide tamam diyorum
Sen özgürsün Bense değil
—————————————————————————
Hayatta tek bir gercek vardır
Kimi kaybeder gerçeğini
Kimi yeni bulmuştur
Bense hangisindeyim, bilmiyorum
—————————————————————————
Ben ölmeyi göze almışken
Sen yaşamaktan bahsediyorsun
—————————————————————————
Hastalıklar gün ve gün ilerlerken
Her gün bir adım daha yaklaşırken
Senin hâla umrumda değilse
Dünyanın ne anlamı varki
—————————————————————————
Uyuduğunda güzel rüyalar görüyorsan
Seni mutlu edenin sayesindedir
Eğer kötü rüyalar görüyorsan
Seni umarsamayanların sayesindedir
—————————————————————————
Gözler unutmuş uzak diyardakileri
Gözler unutsanada gönüller vardır
Gönüller de unutmuşsa
Elden ne gelirki
Yanlızlığa alışmak gerekir
—————————————————————————
Kalani hak ettigi gibi agirladigysa bu yürek
Gideni de layik oldugu gibi ugurlamasini bilir elbet
—————————————————————————
3-5 güzel söz yazdık
Şair oluverdik çıktık
Saçmaladık, uydurduk dedik
Olsun çok güzel dendi
Sonrada altında bişeler arandı
Yapmayın gozunuzu seveyim
3-5 guzel sozun altında bişeler aramayın
Sanmayın sözler birilerine yazılıyor,
O sözler yalnızlığa yazılıyor
Birde uzak diyarlar devreye girince
Hasret, hüzün, mutluluk, sevgi dörtlükleri çıkiveriyor
Kırıcılık değildir yaptığımız
Yüze vurmak değildir yaptığımız
Bizimde vardır yüreğimiz
Yazdığımız şeylerde
Konuştuğumuz şeylerde
Yanlış anlaşılmayı istemeyiz
Sözlerimiz ağır olduysa affola
Bizimde ağrımıza giden bunların altında birşeyler aranması
He bide “biz”li konuştum
Sanmayın başkasıyla yazdım
Sanmayın başkalarıda yaptı
Sadece hitabı düzgün olsun diye yazdıM
—————————————————————————
Ölümle yaşam arasındaki çizgi çok yakın
1saniye sonra nefes alabilecegin kesin değil
Buna rağmen hiç düşünmeden devam ediyosun
Ölmeyi unuttuğun gibi yaşamayıda unutuyorsun
Yazar: admin
Tarih: 22 Kasım 2010 / 2:07
Cami imamı Abdullah hoca, bir iş için resmi dairelerden birine gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet- cafenin yolunu tutmak zorunda kalır.
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim ‘fesubhânallah’lar, estagfirullah’lar çektirir hoca efendiye, hem de peşpeşe:
CEN.NET CAFE
Cafe işleten delikanlıya:
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.
Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulundugu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline. Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir ‘fesubhanallah’ Bir ‘fesubhânallah’ daha çeker ve:
- Ähir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine.
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur. En azından bu da bir hürmet ifadesidir. ‘Aferin’ derken içinden, hayıflanır, istemeden:
- Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.
Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:
- Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?
- Buyurun amca, ne soracaktınız?
- Sen Allah’ı bilir misin?
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir ‘fesubhanallah’ daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır.
Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:
- Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca?
Hayretle sormaktan alamaz kendisini:
- Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah’ı, bana bir anlatır mısın?
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:
- Bu bilgisayar ile biliyorum amca.
- Bunlarla mı? Pek anlayamadım.
- Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah’ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir. Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafindan yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki: ‘Bu alet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.’ Darwin bile ‘çüş lan deve’ der.
Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:
- Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?
- Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; yani bir anlamda da farz-ı muhal, haşa, buranın Rabbi benim. Bazen oyun oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor. Hemen yakalıyorum onları. ‘Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz? ‘Paramız yok abi! ‘ derlerse; ‘Yok öyle yağma! ‘ deyip cezalandırıyorum. İnternet kafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum. Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana? Bir kafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı? Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?
- Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah’ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?
-Ben Allah’ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.
- Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım?
Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:
- Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardır ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.
Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu. Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi.
- Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?
- Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.
- Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım.
- Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca: Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O’na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O’nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım. İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O’nu söylemeli, O’nu anlatmalıyım. Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O’nun yolunda eskitmeliyim. Benim bildiğim bundan ibaret.
- Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!
- Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, bal demekle ağız tatlanmıyor ki!
Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey. Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir anti-virus programı bulmam lazım belki de..
- Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: “NAMAZ”
- Eveeet amca, “NAMAZ” anti-virus programlarından birisidir. Hayat sistemine kurup, günde beş kere de bağlanırızi. Böylece sürekli güncellenir.
Yazar: yesim
Tarih: 22 Kasım 2010 / 1:24
Farkındayım
Farkındayım bende hayatımdaki sahte varlıkların. İstesem temizlemesinide bilirim. Ama bunca sahteliğin samimiyetime ihtiyacı var…
Yaradan’dan Ötürü
Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim, Bir adım gelene on adım gidişimsin.. Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
H.z. Mevlana

Yazar: yesim
Tarih: 22 Kasım 2010 / 1:18
Bazen düşünüyorum yanlızım!Bunu biliyorum sadece…Sadece yanlızlık mı benimle ?Ben yanlızlığı seviyorum sensizlik diye
Yanlızlık bana sensizliği öğretiyorBen seni zaten seninle seviyorumSensizliği yanlızlığa bırakıyorumO benim öğretmenim..Ben öğretmenimle yaşıyorum..
Yazar: yesim
Tarih: 22 Kasım 2010 / 1:16
hayat
beni gözlerimden öptü… bir filme sığmadı acılar! şiirsiz geceydim,
yalnızdım, ayrılıklar anlamsızdı. saklama artık gözlerini bırak! bırak
biraz yağmur yağsın… sonra, sonra bir sen kal… ardımızdan yüzlerce
kuş öttü. dilimizde dostluğun türküsü. hayat beni ilk kez gözlerimden
……öptü!
Yazar: admin
Tarih: 22 Kasım 2010 / 1:15
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak,
Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak;
- Kıbrıs’ta,
- Hocalı’da,
-Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırımına uğrayıp, karşılığında yapmadığın soykırımıyla suçlanmaktır.
Türk olmak;
- faşist olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sahip çıktığında.
- demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sövüldüğünde.
Türk olmak;
- lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
- Avrupa’da hor görülmektir Türk olmak,
- ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir- tabii ki – sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.
Türk olmak;
- Selanik’te Pontus Anıtı’nın,
- Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve
- Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
- üç kıtadan dönüp,
- bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
- sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır,
- aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Türk olmak;
- arabaya koşulan ilk atın vatanında,
- ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,
- yazının bulunduğu,
- paranın icat edildiği,
- her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
- kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak;
- Truva’dan bu yana,
- Sümer’den bu yana serpilerek gelse de,
- tarihten eski bu topraklarda,
- bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
- bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.-
- Doğu Roma’yı da
- Batı Roma’yı da yıkıp,
- yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır, Türk olmak.
Türk olmak,
- Mostar’da köprüdür,
- Kerkük’te kaledir,
- İstanbul’da Kızkulesi’dir,
- Anadolu’da buğdaydır,
- Çukurova’da pamuktur,
-Güneydoğu’da tütün,
- Ege’de üzüm,
- Karadeniz’de fındık,
- Trakya’da ayçiçeğidir.
Türk olmak;
- Çanakkale’de ölmektir.
- Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir,
- onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
- düşmanın ardından rahmet okumak,
- kanlısından helallik almaktır.
- sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır.
- kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
- balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
- yağmura “rahmet”,
- kara “bereket” diye bakmaktır.
Türk olmak;
- harap bir ülkede,
- zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
- tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile,
- paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,
- yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak;
- askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
- belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak;
- annenin şehit oğlunun ardından ‘Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.’ demesidir.
- Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘Vatan sağ olsun! ‘ demesidir.
Türk olmak;
- ‘Türk çayinda radyasyon olmaz! ‘ yalanları ile,
- ‘Gusul abdesti alana AIDS bulaşmaz! ‘ dolanları ile yaşamaktır.
- her hükumetin enkaz devraldığı ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak;
- ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
- Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
- Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak;
- Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
- Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak;
- milli maçta ağlamaktır.
- Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır.
Türk olmak;
- aşkını ölesiye sevmektir.
- aşkı için ölmektir, öldürmektir.
- sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
- en güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
- Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.
Türk olmak;
- Yunus’u bilmektir,
- Asık Veysel’i sevmektir.
- Mevlana’yı, Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve Hoca Yesevî’yi
- tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak;
- saz çaldığında,
- ney üflendiğinde,
- kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
- yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde…
- Kendisine verilene ‘Nasip’,
- verilmeyenlere ‘Kısmet’ diyebilmektir.
- her işin ‘Hayırlısına’ inanmaktır ve
- ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak;
- Asya’da batılı,
- Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.
- Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmektir.
- Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da,
- silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak;
- mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken,
- milyon kişinin bir araya gelmesidir.
- tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak;
- buhran zamanında Arjantin’de de mağazalar yağmalanırken,
- daha ağır buhranda sıraya girerek,
- sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak;
- en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak,
- en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak.
Türk olmak;
- Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamd etmek,
- her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak;
medeniyetler mozaiği Anadolu’da dik durabilmek ve büyük önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti, ilelebet payidar kılıp “ne mutlu Türkü’m” diyebilmektir.
Yazan: Ufuk Gökçen
Yazar: yesim
Tarih: 22 Kasım 2010 / 1:15
Ölüm; ben onu çiçeklerle giderken gördüm. Ölüm; ben onu yaşamları bilerken gördüm. Obur doymazlıkların obur açlıklarında, Ölüm; ben onu, varlıkları silerken gördüm.
Ama bir de yokluğun ve yüreğin önünde; Ölüm; ben seni utanç ile titrerken gördüm.
Yazar: yesim
Tarih: 22 Kasım 2010 / 1:12
Mahşeri
Bekliyorum.Söyleyecek çok Sözüm var orda.Sen Sıratta yürürken.Ayağına
ben takılacağım.Ve Düşeceksin Susmalarımın ortasına.Yanacaksın
yalanların kadar.İhanetin kadar acı çekeceksin.Sakın sorma.Bu yüreğe ne
kadar acım dokunmuş olabilirki diye..Sen anlamazsın.Sadece Bekle
……diyorum.Susuşlarımın ardında Bir Cehennem Saklıyorum …
Yazar: admin
Tarih: 22 Kasım 2010 / 0:38
Umudum Olurmusun? Ben, sen gibiyim. Ya sen, ben olurmusun? Ben, durulmak istemeyen bir nehir. Sen, üzerimdeki virane sal olurmusun? Açsam diyorum, yüregimin Tüm kapılarını sana. Sen, içeri süzülen sevdam olurmusun?Ama ben uslanmadım. Ben, sen gibi karanlıkta gün’ü yasadım. Bir dilenci misali soruyorum: Gün’ümdeki karanlıgı yırtan umudum olurmusun ??